Bir Eğitim Lideri Olarak Atatürk

“Cumhurbaşkanı olmasaydım, Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim” sözü, Atatürk’ün eğitime verdiği önemi göstermesi bakımından anlamlı bir sözdür.

Daha Millî Mücadele devam ederken, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik günlerinde Maarif Kongresi’nin toplayan Atatürk, zaferden sonra da eğitimin yaygınlaşması için inkılâplar yapmıştır.

Atatürk’ün himayesinde ve Başvekil İsmet Paşa’nın başkanlığında 31 Ocak 1928 tarihinde Ankara’da kurulan Türk Maarif Cemiyeti’nin amacı genel olarak eğitimin yaygınlaşmasını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirmek için cemiyet; eğitim imkanı bulamayan fakir öğrencileri ücretsiz olarak okutmuş, yurtlar açmış ve yabancı okulların etkinliğini azaltmıştır.

Devrin önde gelen isimlerinin de üye olarak bulunduğu cemiyet; İzmir, İstanbul, Mersin, Bursa, Konya gibi Türkiye’nin dört bir yanında şubeler açmıştır. İlk adı “Türk Maarif Cemiyeti” olan derneğin adı 1936 yılında bir süre “Türk Kültür Cemiyeti” olarak değiştirilmiştir. Cemiyet; Haziran 1946’dan beri “Türk Eğitim Derneği” adı altında, Türk eğitiminin çağdaşlaşması ve yaygınlaşması yönündeki faaliyetlerine devam etmektedir.

Daha Millî Mücadele devam ederken, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik günlerinde Maarif Kongresi’ni toplayan Atatürk, zaferden sonra da eğitimin yaygınlaşması için inkılâplar yapmıştır.

Atatürk’ün himayesinde ve Başvekil İsmet Paşa’nın başkanlığında 31 Ocak 1928 tarihinde Ankara’da kurulan Türk Maarif Cemiyeti’nin amacı genel olarak eğitimin yaygınlaşmasını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirmek için cemiyet; eğitim imkanı bulamayan fakir öğrencileri ücretsiz olarak okutmuş, yurtlar açmış ve yabancı okulların etkinliğini azaltmıştır.

Zaferden sonra, “İşte memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz?” diye soran bir arkadaşına; “Maarif Vekili olarak millî irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir” cevabını veren Mustafa Kemal Paşa, eğitim konusunda pek çok konuşma yaparak, yeni dönemin eğitim hedefini çizmiştir.

Atatürk’ün eğitime ilgi göstermesinin iki temel nedeni; eğitimin kalkınma hareketindeki yeri ve cumhuriyeti koruyacak yeni nesilleri yetiştirme gereğiydi.

Onun için Gazi; geleneksel eğitim sistemini yetersiz bularak eleştirirken değiştirilmesini istediği bu sistemin yerine konulacak yeni eğitim sisteminin temel ilkelerini tespit etmiştir.

Okullarda okutulmak amacıyla hazırlanan resmi Tarih kitabında Cumhuriyetin eğitim politikasının amaç ve esasları şöyle sıralanmıştır:

  1. Millîyetçi, halkçı, inkılâpçı, laik cumhuriyet vatandaşları yetiştirmek,
  2. İlk tahsili fiilen umumileştirmek, dağda yalnız yaşayan küçük çobana kadar bütün vatandaşlara okuyup yazma öğretmek,
  3. Yeni nesilleri bütün tahsil derecelerinde umumiyetle ameli ve bilhassa iktisadi hayatta âmil ve muvaffak kılacak bilgilerle teçhiz etmek,
  4. Cemiyet hayatında, dünya veya ahret cezaları korkusundan doğan ahlâk yerine ‘hürriyet’ ve ‘nizam’ın telifine istinat eden hakiki ahlâk ve fazileti hâkim kılmak,
  5. Bu dört ana esasa dayanan cumhuriyet maarif ve terbiyesinin umumi hedefi: “Türk milletini medeniyet safında en ileri götürmek ve yeni nesilleri Türk olmak haysiyetinin istilzam ettiği bu gayeye en kısa zamanda varmayı mümkün kılacak aşk, irade ve kudretle yetiştirmektir.

Başta 3 Mart 1924 günü kabul edilen Tevhid-i Tedrisat kanunuyla Türk eğitimi millî, laik ve çağdaş bir hal getirilmiştir. Atatürk önderliğindeki eğitim devresini üçe ayırmak mümkündür: Mevcudu sürdürme ve yürütme devresi, (1920), yeni eğitim ilkelerine göre yapılacak reformlara hazırlanma devresi (1921-1923) ve Cumhuriyet esaslarına göre kökten değişikliklerin uygulanması. Cumhuriyet eğitiminin hamle ve kökten değişme dönemi (1924-1936).